Ahmet Uluçay’ın İzinde ‘Bir Gün Bir Çocuk’

Manşet Röportajlar

Yönetmenliğini Sinan Sertel’in yaptığı Bir Gün Bir Çocuk filminin setine konuk olduk.  Bir Gün Bir Çocuk, Türkiye Sineması’nın 100. yılı ve TRT’nin 50. yılı etkinlikleri kapsamında desteklenen filmlerden biri. 

birgün_bir_çocuk
Röportaj- Yeşim Tonbaz
Fotoğraf- Tuğba Güner

Türkiye sinemasına ve televizyon sektörüne yeni hikâyeler ve yeni eserler kazandırmak, özgün ve yenilikçi projelere imkân sağlamak  amacıyla yürütülen TRT TV Filmleri projesince hayata geçirilen Bir Gün Bir Çocuk filminin çekimleri geçtiğimiz günlerde tamamlandı.

Çekimler devam ederken setini ziyaret ettiğimiz filmin yönetmeni Sinan Sertel, filminin bahsini; “Olduramayanlarla, yetim çocuklarla ilgili, bir şeyler yapmak üzerine, umut üzerine bir film. Ahmet Uluçay’ın hikayesiyle çok örtüşüyor.” sözleriyle  açıyor.  Ahmet Uluçay, Sertel’in dünyasında oldukça önemli bir yerde duruyor. Bu yüzden  ilk filmi ile Uluçay’ın ayak izlerini takip ettiği bir çekim sürecinden geçiyor.  Öyle ki filmin görüntü yönetmenliğini, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ın görüntü yönetmenliğini de yapan İlker Berke yapıyor. Dahası film,sevgili Ahmet Uluçay’ın memleketi Kütahya’da geçiyor.

_MG_1807

İlker Berke (Gör.Yön.)

Bir Gün Bir Çocuk filminin asıl mekanı, sevgi evleri. Şile’nin Karakiraz Köyü’nde düğün salonu olarak kullanılan eski bir okul binası film için sıfırdan sevgi evine dönüştürülmüş.  Filmin en ünlülerinden Mehmet Usta, sevgi evinin ağabeyi olan, ayağı tekleyen, futbol seven ama sevgi evindeki çocuklar basketçi oldukları için basket oynayan ‘Ahmet’ karakterini canlandırıyor. .35 ila 50 kişi arasında değişen kalabalık bir ekiple çalışılan filmin basketbol maçlarında kadro 200’ü buluyor.

Ana karakter ‘Mete’yi ise Cemil Büyükdöğerli canlandırıyor. “Mete çocuk psikoloğu, ama teorik psikolog ve çocuğu yok. Parası pulu var, yakışıklı, on numara takılıyor. Karısı bir çocukları olsun istiyor ama adam yıllarca oyalamış ve artık istemiyorum demeye başlamış. Kadınınsa tıbbi bir durumdan dolayı acil çocuk yapması gerekiyor, yoksa bir daha hiç çocuğu olmayacak. Böyle başlıyor film. Elemanı doktora derslerini vermiş, tez için hocası sevgi evine yolluyor, istemeye istemeye buraya geliyor. Burada hiçbir şeyleri olmayan ama mutlu olan çocuklarla karşılaşıyor. Çocuklar basketbol oynuyorlar, turnuvalar yapıyorlar. Fakat onların da koçları yok. Mete ise eski basketbolcu.” sözleriyle özetliyor filmini yönetmen ve ekliyor: “Filmde hüzün var, mizah var, yetim çocuklar var. Ben senaryoyu yazarken çok kez sevgi evlerine gidip kaldım. Orada ne hikayeler var… Ajitasyona çok müsaitti ama biz tam tersini yaptık.”

sinan_sertel

Yön. Sinan Sertel

Bir sinema filmi gibi emek harcanan yapım için çekimlerden önce iki atölye yapılmış. İki hafta boyunca senaryonun tartışıldığı ‘Senaryo Doktorluğu Atölyesi’ için, “Çok iyi oldu” diyor Sertel,  “Kendin yazınca bir ünsiyet geliştiriyorsun, çıkamıyorsun hikayenin dışına” diye de ekliyor.

İçinden çokça çocuk geçen bir film çekmenin zorluklarından da bahsediyoruz elbette. Profesyonel oyunculardan seçilmiş çocuklar. Başrol oyuncusunun tek başına bir oyunu varmış hatta. Buna rağmen film için en hayati adımın oyuncu koçu olduğuna da değiniyor.

Set ortamının tam bir kaos oluşu, yönetmen için hep sonrayı düşünerek hareket etmenin çok stresli olduğunun altını çiziyor Sertel. Mesela ikinci gün başrol çocuğun sesi kısılmış ve bir hafta rapor vermiş doktor. Hiç konuşmayarak, bitki çaylarıyla ve ilaçlarla iki günde iyileşmiş neyse ki. Böyle durumlar için yapılacak en iyi yorumu yapıyor Sinan Sertel ve şöyle bitiriyor:

[bilgi] Hiç beklemediğin goller yiyebiliyorsun ve bu devamlı olabiliyor. Biraz yukarıyla alakalı (gülerek). Ama bitince mutlu olacağınız, şaşıracağınız bir film oldu. Gerçeklikle ilişkisi farklı. İnşallah Ahmet Uluçay tecrübesine yaklaşır. [/bilgi]

———————-

Sinan Sertel
1981 yılında doğdu. Bursa Fen lisesini ve İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdi. Çeşitli reklam ajanslarında ve post-prodüksiyon firmalarında çalıştı. Reklam yönetmenliği yaptı. Yapımcı Turgay Şahin ile birlikte Fanus-u Hayal Film’i kurdu. Fanus-u Hayal, İzmir ve İstanbul’daki ofislerinde 2008’den beri film, reklam ve animasyon hizmeti vermektedir. İstanbul Sinema Merkezi Kısa Film Atölyesinin kurucu yöneticiliğini yapmaktadır. Hayal Perdesi sinema dergisinde yazılar yazmaktadır. Yazıp, yönettiği iki kurmaca, bir animasyon ve bir belgesel olmak üzere, toplam dört filmi vardır. Çalışmaları ile ellinin üzerinde ulusal ve uluslararası festival seçkisinde yer almıştır. Son yazdığı uzun metrajlı sinema filmi projesiyle, Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü senaryo desteği almıştır. TRT için yapacağı ilk uzun metraj filminin ön prodüksiyon aşamasında çalışmalarına devam etmektedir. Evli ve bir kız babasıdır.

Filmografi:
Âdem’in Hikâyesi– Kısa Film, 2013
Gölge Oyunu– 3B Animasyon, Kısa Film, 2012
Mahrem– Kısa Film, 2011
Sinyal Yok– Belgesel Film, 2010

—————————–

Latest posts by yesimtonbaz (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up